Per. Nis 9th, 2020

İstStarMag

Yeni Nesil Medya Anlayışı

ÇÖP; Ressamlar da ‘Çöpten Adam’ çizerler bir çizginin dans ederek döndüğü…

4 min read

Ressamlar için en yaygın söylem; ‘Benim hiç yeteneğim yok. Çöpten adam bile çizemem…’dir.

Bir hoca ve sanatçı olarak bu kavram ve çok yaygın olan bu algıyla o denli uğraşmışımdır ki!

Gelin şu ‘çöp’ meselesine birlikte bakalım…

“Çöp” küçük, saman inceliğinde herhangi bir sap, dal ya da tahta parçası biçimindeki nesneleri tanımlarken kullandığımız bir terimdir. O yüzden kibrit çöpü gibi çok zayıflayanlara  ‘Çöpe dönmüş’ deriz. Pek zayıf ve kuru olanlar ‘Çöp gibi’ dir ler. 

Zayıf ve narin kişiler  ‘Çöpten Çelebi’ dir. Çürük dişimiz ‘Çöpten direk’ tir ve uzun çubuklarla oynadığımız Mikado oyununun çubukları birer çöptür. Melih Cevdet Anday, tiyatro oyunu olan ‘Mikado’nun Çöpleri’ adlı eserinde; birbirlerini sarsmadan, iç sıkıntılarının çözümünde yardımcı olma isteğiyle Mikado oyunu oynarken yaşamlarıyla yüzleşen bir çifti ele alır.

“Çöp” yararsız, pis ya da zararlı olduğu için atılan şeylerin birikmişidir. Zihindeki karşılığı, kullanım ömrü dolmuş, kötü kokulu, bakteri dolu deforme nesneler olsa da çöp; nesneler, olaylar, kavramlar ve canlılar arasında, belirli bir yerde ve anda tezahür eden geçici bir ilişki biçimi olarak daha ilgi çekicidir.

İngiliz yazar Peter Viney çöpü, “insanın faaliyetlerinin zamanlaması ile uyuşmayan geçici bir durum” olarak tanımlar. Plastik Sanatlar alanında ‘objet trouvé / buluntu nesne ya da kullanılmış ve atılmış nesnelerin sanat yapıtının içinde yer alması durumu, 20.yüzyılda kazanılmış bir kavramdır. Bir sanat yapıtında kullanılan ya da kendi başlarına bir sanat yapıtı düzeyine yükselen eski tramvay biletleri, kavanoz kapakları, yırtık gazete kağıtları gibi sanayi atıkları ile çakıl taşları, kuru ağaç dalları gibi nesneleri belirtmek için kullanılır.

Yine Peter Viney, çöp ya da atığı basitçe “zamanın dışındaki madde” olarak da tanımlar. Bir nesneyi çöp olmaktan uzak tutan şey, ondan pragmatik ya da duygusal beklentilerimizin olmasıdır.

‘Materia’ Latince Antik Çağda inşaatta kullanılmak üzere kabaca yontulmuş ahşap anlamına gelir.

Materia’dan gelen Material gibi, Farsça mādag’dan gelen Arapçada mādda olan ve Türkçe ‘madde’ nin anlamı da “ahşap hammaddesi, tomruk”dur. Yani günümüz Türkçesinde kullandığımız “madde” sözcüğü de aslında benzer şekilde gelecek vaad etmektedir. Çöp, zamanın olduğu kadar mekânın da dışındadır.

Dahası, bir şeyin çöp olup olmaması, nesnenin bulunduğu mekâna göre de değişebilir.

Antik Çağda çöplükler ve nekropoller  kentin dışındadır. Sanki kentte çöp ve ölüm yok sayılmıştır.  Benzer şekilde, Rönesans’ta da çöplerle nasıl başa çıkılacağından söz edilmemiştir.

Sadece nesneler değil, kavramlar, düşünceler, ilişkiler, hikâyeler, somut ya da soyut her şey çöp olabilir.

Dünya üzerinde yaşayan kimsenin hatırlamadığı ve hiçbir kaydı olmayan şarkıların, destanların, şiirlerin toplumsal belleğin çöplüğüne atılmış olabilir.

Latife Tekin ‘Berci Kristin Çöp Masalları’ nda; kentin kıyısında, geniş çöp sahaları ile sanayi bölgesi arasında kurulan bir gecekondu semtini ele alır. Kentin sıkışıp kalmış insanlarının hayata tutunma mücadelesi hakkındadır anlattıkları.

Kapitalist tüketim sürecinde ihtiyaçlarını çöpe atılanlardan Freeganism hareketi, çöpten, başta yiyecek olmak üzere, kullanılabilir durumdaki her şey geri almakta ve bulan kişinin ihtiyacı yoksa bunları başkaları ile paylaşmaktadır.

Geri dönüşümünün hızlanması ile, değişen topografyanın kamusal alan olarak dönüştürülmesine dair projeler daha fazla geliştirilmektedir ve olasılıkla ilerleyen yıllarda bu tip projeler daha da hız kazanacaktır. Ancak bugün tehlikeli atıklarından kurtulmak isteyen devletlerin, bu atıklarını ya da çöplerini, başka ülkelere satmaları hem ticaret hem etik değerler açısından tartışmalıdır.

Her kavramın olduğu gibi ‘çöp ’ün de kültürel kodlara yansıması olmuştur. Çok zayıflamak anlamına gelen ‘çöpe dönmek’, yapılan bir şeyin boşa gitmesi anlamında ‘çöpe gitmek;  herkesin sözünün kendi yetki alanında geçtiği kastedilen ‘her horoz kendi çöplüğünde öter’ ya da bir yerde birden fazla yetkilinin olmaması gerektiğini işaret eden ‘bir çöplükte iki horoz ötmez’  yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durumun veya makamın yitirilmesine rağmen eski yetki ve saltanatın devamını arayanlar için ‘horoz ölür, gözü çöplükte kalır; hiçbir şeyi beğenemeyenler için ‘üzümün çöpü armudun sapı var’ aşırı derece korumacı olunması halinde ‘sakınılan göze çöp batar; gözünden hiçbir şey kaçmayacak kadar titiz ve dikkatli olanlar için ‘Çöp atlamaz’ derler ve son olarak yiyecek içecek kültürü açısından bir ‘Çöp Kebabı’ bile vardır.

Tüm bunlar ışığında sanatçılar bu kavrama nasıl bakarlar?  Sanatın ve sanatçının sihirli gücü ‘çöp’ ten gelen kokuları mis gibi güzel kokulara dönüştüreceklerdir.

Hülya Düzenli, 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SOSYAL MEDYA